Mevlüt TAŞER - Blogcu



Mevlüt TAŞER

27/10/2007 - Kahrolsun Pkk

BUNDAN SONRASI YA İSTİKLAL YA ÖLÜM

Artık Yeter Bu güne Kadar Göz yumulmalar Her gün Şehit Her ghün Şehit Her gün Gözü
Yaşlı bir Ana Her gün Hayat Arkadaşını Kaybeden bir Şehit Hanımı Yetim Kalan çokcuklar
Biz Bu kadarmı Aciziz Pkk denilen illete Karşı Kim bunlar kim bir Kaç Çapulcu
Bir Kaç Soysuz Değermi Bunlara Bu kadar değer Vermek Özgürlükl diyorlar Bölücülüğe yöneliyorlar
Eğitimimiz yok Çok Zor Şartlarda Çocuklarımızı Okutuyoruz Diyorlar Öğretmen gönderiyoruz
Öğretmeni öldürüyorlar Doktor Diyorlar Doktoru öldürüyorlar Sonrada Bizi Dışlıyorlar diyorlar
Sözüm Pkk Ya Destek Verenlere Sözüm Bölücük Yapanlara Doğuya Yatırım Yapıyoruz Oradaki
Halkın Ekmek Yemesini Engelliyorlar Aşlarına Zehir Katıyorlar Doğudaki Insanımızın Dini Inançlarını
İstismar ediyorlar unutmadık Pkklı militanların Namaza Ve Ezana Yaptıkları Alayları Saygısızlıkları
halen Bunlara Destek Yağıyor Neden! Anlaşılmadımı Halen Bu Adamların Ne niyette oldukları Şimdide
Pkklı 20 Kanı bozuğu Milletin Vekili Seçtiler Uyan Türkiyem Uyan Zaman Zulme Karşı Verilen Mucadele
Zamanıdır Zaman İslamı Yüceltme Zamanıdır Huzur Pislik İdolejilerde değil Huzur İslamdadır
Huzur Allahtadır Onunduk Yıne Ona döneceğiz Biraz Dikkatinizi Çekerse 1998 - 1997 - 1995 - 1993 yılları
Arasında Şırnakda Vanda Mardinden Hatayda GaziAntepde Kiliste Kundaktaki Bebeklerin Kurşuna
Dizildiği hiçmi Aklınıza Gelmedi Öz Kardeş Öz Kardeşi bir birine Vurdurduğu Aklınızdan Silindimi
Kardeşin biri Vatan için Askerlik Yaparken Diğer Kardeşi Dağa Çıkarttıklarını Ver Kardeşini Kendi
Silahıyla Vurduğu Günleri Nasıl unuttunuz Neyse Türkiyem Uyan Artık Uyan 13 Asker olarak
Şehit 12de Sivil Vatandaş olarak Şehit Verdik Bunların Suçu Neydi Günahları Neydi Masum
Insanların Masum Ülkemin Masum devletimin HER ŞEY VATAN İÇİN HER ŞEY ÜLKEMİZ İÇİN
BU KÖPEKLERE NANKÖRLERE HESAPLARI SORULACAK BARZANİYEDE TALABANİYEDE
KUKLALARADA SORULACAK HESAP GÜN YAKINDIR SONLARI YAKINDIR ...
ŞEHİTLER ÖLMEZ VATAN BÖLÜNMEZ
RABBİM TÜRKÜ KORUSUN VE YÜCELTSİN...!

 

KAHROLSUN PKK

VURULUP TERTEMİZ ALNINDAN UZANMIŞ YATIYOR BİR HİLAL UĞRUNA YARAB NE GÜNEŞLER BATIYOR Ey Bu topraklar için toprağa Düşmüş Asker, Gökden Ejdat inecek Öpse O Pak Alnını Değer, Ne Bütüksünki Kanın Kurtarıyor Tevhidi, Bedrin Arslanları Ancak Bu Kadar Şanlı idi EY ŞEHİD OĞLU ŞEHİD, İSTEME BENDEN MAKBER, SANA AĞUŞUNU AÇMIŞ DURUYOR PEYGAMBER. Hakkaride Şehid Düşmüş Kardeşlerimiz olan üstü Bir Kahramanlık Gösterdiler Kim Ne yazarsa yazsın onlar şehidtir onlar Bu vatan için Şehid oldular Bence Kahramanlıkların En Kahramanlığını Yapmışlardır Sana Gelince PKK Denilen Köpek Bu hesaplardır Sorulmazmı Sana Hesabını Vereceğini Anlayınca Kaçıyorsun. Sen Nasıl birşeysin. hiç Nasibini Almadın Insanlıktan Biliyorduk Nankör oluduğunu Yediğin ekmeğe ihanet Ettiğini Ama KAHBELİĞİNİN Bu kadar Fazla Ama. Bu Hesab Sorulur. Yakındır Sizlere Hesabı SorulanLara Sor! İmralıda ki Haine.. ALLAH TÜRKÜ KORUSUN VE YÜCELTSİN TEKBİR... ÂLLAHÛEKBER GÖKDEN ŞEHİTLER.

BARZANİ TALABANİ VE PKK KİM
Barzani Ve Talabani Saddamın Zulmünden Kaçmaya çalışmı Ve Türkiye Sığınmış olan Bir Sığıntıdır Bu gün Ahkam Kestiğine Bakmayın O öyle kanı bozukturki Sığındığı ülkeye karşı Silah doğrultacak kadadar Alçaktır Neyi Savunduğuda Bellisiz Düne Kadar Rusyanın Kıçında Dolaşan Sosyalistim Diye Gezinen Bu Günde Amerikanın Kıçında Gezip Kürt Milliyetcisiyim Diye Dolaşıyor Dün Bizim Alt Subaylarımızla Bile Muhattap oLamazken Teymen Üst Teymen Yüzbaşıyla Bu Gün Başbakanla Muhattap olmaya Çalışıyorlar. Pkk da Bunlardan Farksızdır Oda Sosyalistim diyor. ve o harakatı savunduğunu idda ediyor bakıyorum Diğer yandanda Kürt Milliyetciliği yapıyor Nasıl Birşeysiniz Siz Türke NasıL oLurda Laf SöyLemeye kalkarsınız Hangi Dayanaklara Dayanarak laf Söylersiniz. Sizki Kendinizi ßiLe ßilmezsiniz. Neyin ne olduğunu Tarhini Sorsam ßilmessin Nerden Geldiğini Sorsam ßilmessin. Sen Nesin Nesin.. Hadi Kürdüm De.. Bakıyorum Kürtlükden Çok Ermeni Gibi Davranıyorsun Aleviyim Diyorsun Bakıyorum Alevilikden Eserin yok Bit gün olsun Hangi safta olduğunu belli et Amerikan KÖPEĞİ Rusyanin Eşşeği İranın Kuyruğu Bu Hesabın Ağır olduğunu Biliyorsun PKK Gün Gelecek Hepiniz TÜRK BAYRAĞI Önünde Başınız Eğit BU TÜRK Milletine Hesap Vereceksın.. Ne Kadar Insanı kulllanacaksın Kaç Insanı Daha Kandırıp Dağa Çıkacaksın TÜRK MİLLETİ HESABINI AĞIR SORACAK sana pkk... SAYGILARIMLA By ALPeRCaN... ALLAH TÜRKÜ KORUSUN VE YÜCELTSİN TEKBİR... ÂLLAHÛEKBER GÖKDEN ŞEHİTLER.

BİZİM GÜNAHIMIZ NE? )

Bakıyorum Dünyanın Her Yerinde Ezilen Bizleriz. Kuzey Irakda Türkmenler Kürtler tarafından Eziliyor Doğu TÜRKİSTANa Bakıyorum Oradada Çinler Zulum Ediyor Türk Kardeşlerimize Avrupaya Bakıyorum Türkleri Dışlıyorlar ve onların faaliyetlerine kısıtlama getiriliyor Rusyaya Dönüyorum. Çeçen Türk Mücahit kardeşlerimiz Eziliyor Ve Dünyanın hiç bir yerinde ses çıkmıyor Neden? Çeçenler Şu Anda Ne Filistin Ne IRAK neden başka ßir ülkede Zulum Gören Insanlar gibi değiller Her gün işkencelerle bombalarla büyüyen çocuklar dünyaya geliyor Ve bu olanlarda hiç bir basın tarafından gündeme alınmıyor Buda AKP den Kaynaklanan bir sorundur Şu Anda PKK Nın ilk Kurucusu ve halden de destekleyen İdeolojik anlamdaki ülke Rusyadır Rusya en ufak bir şey olduğunda Hemen Hazır Türkiyeyin yararına yaptığı şeyleri yıkmaya ama AKP Elinden Geldiği Kadar hep Rusyaya karşı iyilik yapmaya çalışıyor oradaki kardeşlerimizin öldürülmesini bile destekliyor Artık bırakın bu iç kapatıcı politikayı özünüze dönün Orada binlerce yatan Çeçen Türk Kardeşlerimiz var. Birde işin Kötü tarafı Şu Kendiler Direkte Söylemese Sağa Sola Fısıltı yayıyorlar çeçenler Müslümanlığın gerektiği şeyleri yapmıyorlar onlar gerçek Müslüman değiller falan Vs Halbuki Çeçenler Çok Müslüman Takva Sahibidir Türkiyedeki Yaşayan Kardeşlerini her zaman sevdiler ve her zamanda yardıma hazır durumdalar Şu Anda çeçenistandan Kuzey Irağa gidipde Türkmenlere yardımda ve Cihatta bulunan Binlerce çeçen var. Onlar her zaman yanımızdalar hiç bir zaman bizleri unutmadılar unutmazlar Onlar Osmanlı TORUNUDUR Metahanın evlatlarıdır Allahım Sen Çeçeblere Zarar verdirme Onlarıda Koru Yücelt Ve Bağımsılıklarını kazandır ÇEÇENİSTANDA DOĞU TÜRKİSTANDA KUZEY IRAKTA VEDE ÜLKEMDE ŞEHİT DÜŞEN BÜTÜN ŞEHİTLERİN RUHLARI ŞAD OLSUN DÜNYADA Kİ BÜTÜN TÜRKLERİ YÜCELT VE YÜKSELT YARABBİM KUZEY IRAKA GİREN TÜRK ORDUMUZA KAYIP VERDİRME YARABBİM ONLARA YARDIMCI OL YANLARINDA OL YARABBİM ŞEHİTLERLE BERABER OLUP KUZEY IRAKTAKİ HAİNLERİ YOK ETSİNLER YARABBİM ALLAH TÜRKÜ KORUSUN VE YÜCELTSİN AMİN ÂLLAHÛEKBER GÖKDEN ŞEHİTLER.

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

27/10/2007 - Ne Mutlu Türküm Diyene !!!!!!!!!!!!

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

27/10/2007 - Şehitler Ölmez Vatan Bölünmez

VATAN SAĞOLSUN

Image Hosted by MyeHost.de

TÜRKİYE MEHMETCİĞE

 

MEHMETCİK TÜRK MİLLETİNE EMANETTİR

TÜRKİYE MEHMETCİĞE

 

 

RUHLARINIZ ŞAD OLSUN

RUHLARINIZ ŞAD OLSUN

TÜMGENERAL OSMAN PAMUKOĞLU İLE SÖYLEŞİ

 

Bu söyleşimi PKK ile mücadelede şehit olan Bayburtlu askerlerimiz J. Er Murat Sancar ( Taşlıtepe Çayırlı İ. Snr. Krk.) , J. Er Hüseyin Bahadır ( Şemdinli – Alan J. Krk.) , J. Er Bülent Altınsoy ( Berizincirtepe), J. Komd. Onb. Mete Okur (Alandüz), P. Komd. Onb. Fatih Kostik ( Kuzey Irak) ve diğer şehit olan Vatan evlatlarımıza ithaf ediyorum...

“ Siz savaşla ilgilenmeyebilirsiniz, savaş sizinle ilgilenir, Savaş kazananı da yorar. Öüm her şeyi eşit yapan doğal sonuçtur. Ölümden korkmayan ölmez; ölüm kendine koşanları hiçbir zaman vurmaz. Ölüm korkusu, ölüm acısından daha şiddetlidir. Ölüm telaşının bir anlamı yoktur. Size yol gösterdim de diyebilirsiniz, ama askeri manada emir vermedim, Kahramanlara emir verilmez!”


• Yakın zamanda Güneydoğuda ortaya çıkan terörist saldırıların geçmişin tekrarı olduğunu düşünüyor musunuz?

Kitap yazılalı iki yıl oldu. Adından da belli değil mi? (Unutulanlar Dışında Yeni Bir Şey Yok). Bu bir. İki:Güneydoğu’da her şey aynı kaldığı için bu kitap yazıldı. Üç:Geçmiş diye bir şey yok. Sadece geçici bir duraksama oldu.

• Kitabınızda bahsettiğiniz gibi askerlerimize vermiş olduğunuz gerilla eğitimiyle ilgili taktiksel savaş öğretileriniz şu anki komutanlar tarafından uygulanıyor mu


Gerilla veya gayri nizami harbin taktiklerinin esası; baskın ve pusudur. Bana bunları yedi adet askeri yüksek okul ve akademi diploması öğretmedi. Bunları doğadan elde ettim. Bu bir. İki:Bu iş yaratıcılık ve zeka ile yapılır. Üç:Hiçbir taklidin şaheser olma şansı yoktur. Dört: Bilgi ile olmaz sanat ile olur. Beş:her şeyin başı cesarettir. Eğer cesaretiniz yoksa:Şayet varsa diğer hiçbir niteliğinizin kıymeti yoktur. Çünkü harekete geçiremezsiniz.

“ Harman yeri düz olunca, sap yığını dağ gibi görünür. “

• Kitabınızda MİT ‘in Irak’ ın kuzeyinde toplantı halinde bulunan Pkk ‘ nın büyük bir kongre düzenlediği raporunun size ulaştırılmamasının nedenleri ve buna bağlı olarak İran da ki kampa yapmayı düşündüğünüz baskının durdurulmasını nasıl açıklarsınız?

MİT, istihbaratını devlet üst kademesine gönderir. Benim konumumla hiçbir ilgileri yoktur. MİT, haberi kitapta yer alan devlet üst kademelerinin hepsine defalarca bildirmiştir. Yapılacak ne varsa onlara aittir. Benimkisi bir idealizmdir. Sanki bütün devletin sorumlusu gibi hareket etmektir. MİT müsteşarının yaptığı çalışmaları, rapor halinde bana göndermesi ben bu işin üzerine çok gittiğimden “Osman Paşa doğruları öğrensin, MİT’in bunda günahı yok” demek içindir.
İran kampı meselesi; önce cesaret gerektirir, sonra da bizim bu işi hangi teknik ile yapacağımızı onların hayallerinin dahi alamamasından kaynaklanır.

• Kitaplarınızı okurken heyecanlandık. Gurur duyduk. Sinirlendik ve ağladık. Birilerine hesap sormak istiyorduk. Belki bizim gücümüz yetmiyordu ama , siz veya sizin gibiler bir anlamda bunun savaşını nasıl verdiniz?

“Halk ne kadar doğruları bilir ise ülkede o kadar güvende olur.” Ben bu ilkeyi yürütüyorum. İkinci kitabı da yazdım (Ey Vatan). O da 50.000 civarındaki insana ulaştı. Onlarca kez TV programına çıktım. Üniversite ve sivil toplum kuruluşlarına PKK ve liderlik konularında 40 kadar konferans verdim. Yüzlerce kişi ile mektup, telefon ve elektronik posta ile irtibattayım. İlk kitap ise 125.000 resmi satış, 400.000 kadar korsanla 500.000’in üzerindeki kişiye ulaştı

• Afrikada ve ortadoğuda cetvelle çizilmiş sınırlara sahip ülkeler de istediklerini uygulayan bazı güçler şimdi Kuzey Irak da yine aynı oyunları oynandıklarını düşünüyor musunuz?


Ona ne şüphe? Yeni dünya düzeni ve küreselleşme denilen şey; eski sömürgecilik politikalarının yeniden yürürlüğe konmasından başka bir şey değildir.

“ Hatayı önlemenin tek yolu ihtiyatlı olmak değil, cesarettir. Kötü oduncu, baltasıyla cebelleşir. “


• Pkk ile savaş konusunda uzman biri olarak Ordu sizden daha uzun yararlanmak istemedi mi ? Emeklilik süreciniz uzatılamaz mıydı?

Bunun için önce bu işin uzmanlık olduğunu anlayabilecek kapasite lazım.

“ Vatan sevgisinden beslenen fedakarlık duygusu dejenere insanlara gülünç gelir. “

• Abdullah Öcalan’ ın yeniden yargılanması konusunda ki görüşleriniz nelerdir?

Avrupa’nın gelecek günlerde daha da artacak olan baskıcı, siyasi uzantısından başka bir şey değil.

• Avrupa Birliği süreci hakkında neler düşünüyorsunuz? Hükümetin uyguladığı strateji doğru mu?

Ey vatan kitabında da yer aldığı gibi Avrupa birliği nesnesi olmayan bir eflatuni aşktan başka bir şey değildir. Asla gerçekleşmeyecek. Strateji mi? O da ne demek. Strateji güç kullanma sanatıdır. Mahkumların gücü olmaz, demir parmaklıkları olur.


“ Ödü varsa düşmanın meydan açık hazırız
Bu toprakta biz doğdu, biz yaşadık, biz varız. “

• Bugün size aynı göreviniz tekrar verilmiş olsa yapmak isteyip de yapamadıklarınızı anlatabilir misiniz?

Yapmak istediğim her şey sorumluluk taşıdığım dönemde kendi bölgemde asker olarak yapılmıştır. Türkiye ve yabancı topraklardaki tüm PKK varlığını 6 ila 8 bin askerle, 14 ayda bitireceğimizi Hakkari dönüşünde bütün üst kademelere bildirdim ve rapor ettim. Orada o dönemde görevli olan 360.000 askerin gereksiz olduğunu belirttim. Yapamadılar. Şu anda da yaparız. Subayları seçmeliyim. Subay ve askerleri ben eğitmeliyim. Bu eğitim, 6 ila 8 ay sürecek. Tıpkı PKK’lılar gibi. Dağlara çıkacak ve bütün dağlar temizlenip iş bitince ovalara döneceğiz.


“ Türk Askeri sabır ve tahammülü dolayısıyla dünyanın en dayanıklı askeridir. “

• Hakkınızda kitaplarınızdan sonra bir çok eleştiriler yazıldı. Örneğin Mehmet Ali Birand’ ın 16,04,2005 tarihinde Posta gazetesinde çıkan köşesinde “ Pamukoğlu Paşa’ nın TV söyleşileri ve kitapları öylesine abartılı, öylesine komplo teorileriyle doludur ki, bizlerdeki inandırıcılığı çoktan kaybolmuştur. “ sözlerini nasıl karşılıyorsunuz. Bu eleştiriler sizi ne yönde etkiliyor?

Herşeyin ortada olduğu bir durumla ilgili nasıl komplo teorisi diyebilirsiniz. Herkes tarafından bilinen gerçekler var... Sayın Birand da zaten tarafımdan uyuruk haberleri yüzünden mahkemeye verilmiştir. Bunlar beni yıpratamaz.

• Leyla Zana ve arkadaşlarının serbest bırakılması, Hadep üyelerinin meydanlarda , mitinglerde rahatça Abdullah Öcalan posterleri asması ve hala bu partinin seçim olması durumunda rahatça seçimlere girebilme haklarının olmasını nasıl karşılıyorsunuz? Sizce Türkiye bu kadar özgür olmalı mı?

Bunlar siyasi baskılara maruz kalan devletin basiretsizliğidir. Yapılmaması gereken olaydır. Çünkü bunlar onları motive eden yüreklendiren küstahlaştıran ve bize karşı duruşlarına kuvvet kazandıran bir durumdur.

• Askerlik Süresi ve bedelli askerlik , hakkındaki düşünceleriniz nelerdir

Anayasa gereği Türk Silahlı Kuvvetleri’ nin harbe hazır olmasından Bakanlar Kurulu ( Hükümet) Türkiye Büyük Millet Meclisi’ ne karşı sorumludur. Bedelli sistemini son zamanlarında osmanlı önce Türk ve Müslüman olmayanlara; bunları askere almıyoruz, silah ve malzemeye katkıları olsun diye uygulamıştır. Sonradan Türklere de tatbik ederken 1. Dünya Harbi öncesi Ermeni ve Rumları da askere almış, fakat fiyaskoyla bitmiştir. Ermeni asteğmen ve askerler silah ve mermileriyle karşı tarafa geçmiş, Rumlardan da amele taburları yapılmıştır. Vatan savunması neyi gerektirir? Savaş sanatını öğrenmeyi. Bu sanatı öğretecek bireysel eğitim 3-4 haftada verilebilir ve alınabilir mi? Muharebenin ne olduğu ortada değil mi? Ne bedelli, ne de 8 aylık askerlik yapmanın eşitlik, adalet ve vicdanı yönü yoktur. Anlamak da mümkün değildir. Siz bilmiyor musunuz, muharebe sahası daha çok işlenmiş kafa gerektirmiyor mu? Madem memletin başı belada bu dönemde iyi eğitim yapanlar daha fazla silah altında tutulmalı. Genç nüfus fazla, vesaire gibi mazeretler statükoculuktan başka bir şey değildir. Osmanlının kadrolu temel askeri gücü neydi? Yeniçeriler’ di. Yükseliş dönemi dahil, bazı dönemler dışında Yeniçeriler’ in mevcudu 20.000’ i geçmemiştir. Yeniçeriler’ den sonra kurulan Nizamı Cedidin mevcutları 48 ila 70 bin arasında değişmiştir. M:Ö. 1540 ‘ larda bugünkü anlamdaki ordu nizamı ilk kez Mısırlılarda görülür. Ve bugüne kadar dünyada sistematik bir şekilde altı askere alma usulü uygulanmıştır. En pahalı sistem de şu anda bizim uyguladığımızdır. Yani bütün ihtiyaçları devlet tarafından karşılanan sistem. Bu sistemde paranın yarısından fazlası da yeme, içme , yatma, kalkma, ayakkabı ve çoraba gider. Bu da eski zamanı geçmiş bir düzendir. Genişleme , kalabalıklaşma, bu devrin ve geleceğin teşkilat yapısı değildir.

• Genel af ve pişmanlık yasası hakkındaki düşünceleriniz nelerdir?

İki yılı aşkın zamanda bizim bölgede 202 PKK militanı kendiliğinden teslim oldu. Bunların 170 kadarını ben de sorguladım. Bu gelenler samimi. Fakat sizi bağışladık diye afla her haltı yiyenleri tekrar halkın arasına sokarsanız bu kurumaya yüz tutmuş tarlayı yeniden sulamaya benzer. Sonuçlarını görür, bedelini de millete ödetirsiniz. Sonra da “ pişman olmakta geç kalındı, sayılmaz” dersiniz.

Tehditler alıyor musunuz?


Dostumuzda oluyor düşmanımızda. Eğer arkandan havlayan köpekler yoksa kurt değilsindir. Dikkate alınmazsın. Demek ki bir şeylerin savaşını iyi veriyoruz. Ben küçüklükten itibaren korku nedir bilmezdim. Size bir anımı anlatayım. Evimizin yakınlarında bir orman vardı. İlkokuldayım. Okuldan çıkıp gece o ormanda kalmaya karar verdim. Ailem izin vermedi ama ben yinede geceyi orda geçirecektim. Tahta bir çantam vardı. Gece oldu. Ormanda yatıyorum. Çakalların bana doğru yaklaştığını hissettim. Biliyordum ki çakallar asla tek dolaşmazlar. En az iki tane olurlar. Yine biliyorum ki çakallar kendilerinden güçlü olanları hissettikleri zaman korkar dağılırlar. İyice yaklaştıklarını hissettim. Bir çakal arkama doğru gelmişti. Tahta çantamla ona vurdum. Beline gelmiş olmalı ki bağıra bağıra kaçtı. Diğerleri de ondan ürkerek kaçtılar. Ertesi gün teyzeme anlattım olayı ve bana evladım sen korkuyu ne zaman öğreneceksin dedi. Hayattaki ilk sınavımı vermiş oldum.

SİZLERDEN GELEN BAZI SORULAR...
• Devletimiz istese PKK örgütünü ortadan kaldıramaz mı? Şu saatten sonra Aponun asılması gibi bir ihtimal gerçekleşirse PKK teröründe bir değişiklik olur mu? İsmail Oğuz Başağa sorusu için teşekkürler...

Kaldırılabilir. 1830 senesinden itibaren terör örgütleri belli başlı yerlerde konuşlandırılmıştır. Zamanla isimleri değişmiştir. Bunların hepsinin yapmak istedikleri vatana millete sözde bağımsızlık savaşı adı altında savaş verdiklerini iddia ederek devleti milleti bölmektir. Hakkarı içerisende yazlık ve kışlık kampların mevcut olduğu anlaşılıyor. Bunlar Hakkari merkezi batısında Kato ( Karanlık Dağ), güneyinde Oramar ( Alandüz) ; Yüksekova güneybatısında İkiyaka Dağları ile Şemdinli Derecik bölgesinde Balkaya Dağları’ dır. Bunlar dışında bahar, yaz ve sonbaharda bir çok bölgeyi üs ve harekat çıkış ve toplanma alanı olarak kullanıyor, ancak kışa girerken buralardan saydığım yurt içi ve yurt dışı kamplara çekilip askeri ve siyasi eğitime başlıyor. Adamlar bizimle yanyana yaz kış yaşıyor. Eğitim yapıyor , dinleniyor. Yerleri belli. Bahar gelince de buralardan çıkarak her yere dağılıp, yapacaklarını yapıyorlar. Coğrafya değişmediğinden bunların yeri de değişemez.imparatorluk döneminde de, Cumhuriyet döneminde de ne zaman bir silahlı kalkışma olduysa, arazide nerelerde bulundularsa şimdi de aynı yerlerdeler. . Yüreği olan gider onları ordan söker (Onlardan korktukları için değil) Dış güçlerinde varlığını unutmamak lazım.

• OHAL bölgesine Kürt ve alevi kökenli vatandaşlarımızın bilerek gönderildiği kanısı var? Bunun doğruluğu nedir? Ali Gürsoy’ a sorusu için teşekkürler...

Bu tamamen deli saçması olarak oradaki bilgisi olmayan vatandaşlarımızın beyinlerine yerleştirilmeye çalışılan dedikodu ve siyasi görüşten ibaret söylenti. Zaten bu söylentileri tersine kanıtlayan “ Unutulanlar Dışında Yeni Bir Şey Yok” kitabımda o bölgede şehit verdiğimiz askerlerimizin kökenlerini inceleyerek de varabiliriz. Çoğu Trakya, İçanadolu, Ege ve Karadeniz ‘ li evlatlarımız. Bu ülkenin hepsi bizim evlatlarımız bunun ayrımının yapıldığını düşünmüyorum.

• En son olarak bir soru sormak istiyorum... Hakkari’ye ne zaman gittiniz?

Hakkari’ye gitmem için bir sebep ve gerekçe yok. Çünkü sorumlu biz değiliz. Yetkileri biz kullanmıyoruz. Biz çarpışarak elden çıkmış bölgeyi geri aldık. Ama bir Trakya türküsü hep kulaklarımdaydı.

“Kara tren aramıza kara duman ekti de,
Göz göre göre yazık, eyvah.
Buraları sevemedim, gönül arada
Deli gönül eremedi, eyvah murada.”

ÜZERİMİZE KILIÇ ÇEKİLMEDİKÇE , ÜLKEMİZE SALDIRILMADIKÇA, MİLLETİMİZ CEFA ÇEKMEDİKÇE BİZDEN KİMSEYE ZARAR GELMEZ..

Yorum (1) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

8/7/2007 - <font color=red>" Ünlülerin msn adresleri :)) "</font&g


burak kut: bebegim87@hotmail.com
seda sayan: kelimbenim@hotmail.com
yunus günce: tinercigunce@hotmail.com
okan bayülgen: bucurum_ama_hatun_bende@hotmail.com
İbrahim tatlıses: oxfordlu1922@hotmail.com
banu alkan: bebegim@hotmail.com
tarkan: felsefem@hotmail.com
cem yılmaz:ufo_goren_masum_koylu@hotmail.com
fatih terim:sacimi_yolmaktan_sac_kalmadi@hotmail.com
serdar ortaç: abazayim@karıkız.com
bill gates: istedigim_adresi_alirim_ulan@billgates.com
beyonce: the_best_ass@hotmail.com
nıhat dogan: bitanesinden@bitanesine.com
recep yattip erdoğan: ananida_al_git_buradan@iktidariz.biz
abdullah gul: tayyip_apo_4ever_best_friend@iktidariz.biz
kaan tangoze: coksagolun@ eyvallahmail.com
erkin koray: ilksacimibenuzattim@electronik gitarmail.com
ilhan mansız: imansiz@hotmail.com
bülent ersoy: kestirdim@askerdenönce.com
bülent ecovit: sayın_sevgili@vatandaslarim.com
necmettin yerbakan: rantiyeciye _ölüm@kamuflaj.com
deniz akkaya: estetik_olmayan_yerim_kaldımı_yaw@hot.com
beyaz: üstsüz_alttsız_görmediğim @kalmadı.com
Yorum (6) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

4/7/2007 - <font color=red>"GAlatasaray Tarihi"</font>

Tanımlı Galatasaray tarihçesi

بِسْــــــــــــــــــــــمِ اﷲِارَّحْمَنِ ارَّحِيم / Bismillahirrahmanirrahim..
 
Adı: Galatasaray Spor Kulübü

Kuruluşu: 1905 Sonbaharı

Kurucuları: Ali Sami Yen, Asım Tevfik Sonumut, Emin Bülend Serdaroğlu, Celal İbrahim, Bekir Sıtkı Bircan, Reşat Şirvanizade, Refik Cevdet Kalpakçıoğlu, Abidin Daver

Kurulduğu Yer: Galatasaray Lisesi 5. sınıfı

İlk Renkler: Kırmızı-Beyaz ( Sonradan Sarı- Siyah ve Sarı -Kırmızı)

İlk Lokal: Galatasaray`da Bulgar Sütçü`nün Dükkanı

İlk Amblem: Tobler Çikolatasındaki kartal

İlk Başkan: Ali Sami Yen

İlk Maç: Galatasaray- Kadıköy Faure Mektebi (2-0)

İlk Spor Dalı: Futbol

İlk Şampiyonluk: İstanbul Pazar Ligi Şampiyonluğu

Kuruluş Hedefi: " İngilizler gibi toplu halde oynamak, bir renge ve isme sahip olmak.
Türk olmayan takımları yenmek."


KURULUŞ



Galatasaray Spor Kulübü, Türk Spor Tarihi'ndeki öncü olma özelliğini hiç kuşkusuz içinden doğduğu ve gene öncü bir kurum olan Galatasaray Lisesi'nden (Mektebi Sultani) almıştır. Okul ile kulüp arasındaki koparılmaz bağ, yadsınamayacak bir gerçeklik ve övünç kaynağıdır.

Devlet adamı yetiştirmek amacıyla II. Beyazıt tarafından 1482'de kurulan mektep, adını kurulduğu bölgeden alır ve "Galata Sarayı" olarak anılmaya başlar. Okul modern konumuna 1 Eylül 1868'de Sultan Abdülaziz döneminde kavuşur. Okul' un yeniden yapılanmasıyla birlikte, Türkiye'de de gerçek anlamıyla ilk sportif çalışmalar başlamış olur ve okulda Beden Eğitimi dersi jimnastikçi 'Monsieur Curel' tarafından eğitim programına konur. Bu atılımlar gerçekten bir devrim niteliği taşımaktadırlar. Curel, modern aletler eşliğinde çalıştırdığı öğrencileri sportif açıdan geliştirirken, onlar için Kağıthane'de bir idman Bayramı düzenler. Yıl 1870'tir. Bu etkinlikte başarı gösteren sporcular değişik ödül ve madalyalar kazanır ve yarışmaların sonunda öğrencilere "kuzulu pilav" verilir. Bu da, sonraki yıllarda bir başka geleneğin başlangıcını oluşturur.

Curel'den sonra görevi devralan yabancı spor hocaları (M. Moiroux, Signor Martinetti, Stangali gibi), jimnastik ve atletizmin yanı sıra, değişik branşlara da eğilerek (yüzme, kürek, aletli jimnastik), bir ilki daha başlatmış olurlar. Bu çalışmaların ürünü çok geçmeden alınmaya başlanır ve adı Türk Spor Tarihi'ne altın harflerle yazılan Faik Üstünidman'ın yanı sıra, Binbaşı Mazhar Kazancı, Abdurrahman ve Ahmet Robenson kardeşler GSL'nde görev alıp, izcilik, tenis, hokey gibi spor dallarının öğrenciler arasında yaygınlaşmasını sağlarlar. Özellikle Üstünidman'ın ön ayak olmasıyla, öğrenciler futbolla tanışırlar. Ama oynanan futbol, bir kör dövüşünden farklı olmayan ve kural tanımayan bir koşuşturmayı andırmaktadır. Ama futbol GSL' nin Tören Kapısı'ndan adımını atmış ve tam bir salgına dönüşmüştür.

1901 yılında İstanbul'da yaşayan iki İngiliz, James Lafontaine ve Horace Armitage, Rum ve İngiliz oyunculardan oluşan Kadıköy Futbol Kulübü'nü kurmuşlar ama 1903'te takımdaki İngilizler bir anlaşmazlık sonucu ayrılarak Moda Kulübü'nü oluşturmuşlardır. 1904 yılında ise bu kulüpler, Imogen, Elpis, Strugglers takımlarıyla anlaşarak, İstanbul Futbol Birliği'ni hayata geçirmişler ve bugünkü Fenerbahçe Şükrü Saraçoğlu Stadı'nın yerinde bulunan "Union Club-İttihat Spor" sahasında düzenli karşılaşmalar yapmaya başlamışlardır. Görüldüğü gibi bu takımlar yabancı ya da azınlık takımlarıdır. Türk olmayan ekiplerin gerçekleştirdikleri bu ilk futbol karşılaşmaları, GSL öğrencilerini hem ilgilendirir hem de çok üzer. Artık onların amacı, kendi futbol kulüplerini kurmak, ölesiye sevdikleri bu oyunun kurallarını "hatmetmek" ve yabancılarla boy ölçüşmektir.

Türk olmayan takımları yenmek

Galatasaray Spor Kulübü'nün kurucusu Ali Sami Yen, "Ellinci Yıl" kitabında kuruluş öyküsünü şöyle anlatır:
"1 Teşrin 1905'te mektebin beşinci sınıfında edebiyat muallimimiz merhum Mehmet Ata beyin dersi esnasında birkaç arkadaş baş başa vererek Galatasaray'da bir futbol kulübü kurmaya karar verdik. İlk müteşebbisler oyuna ve mücadeleye meyyal arkadaşlardan Asım Tevfik Sonumut, Reşat Şirvani, Cevdet Kalpakçıoğlu, Abidin Daver, Kamil...gibi gençlerdi. Mektepde tahsilde bulunan Bulgar ve Sırp talebesinden çevik ve kuvvetli olanlar da bize iltihak etmişlerdi. Asım'ı muhasebeciliğe, Cevdet'i ikinci reisliğe seçmiş, kendim de Reis olmuştum. Asım her hafta arkadaşlardan birer kuruş toplamakda mahir olduğu için kendisini muhasebeci yapmıştık. Ben Reisliği topu yağlayıp şişirmekle almıştım. Topumuza evladım gibi bakardım. Zaten varımız yoğumuz da toptu. Mektebe gelirken, domuz sokağından geçer, domuz yağı alırdım. Topu onunla yağlar, şişirirdim; yamasını yeni pabucumdan kesmiştim. Bunu gören arkadaşlar, bana hepimizden fazla paye vermişlerdi. Yani o zaman Reisliğe ve diğer vazifelere payeyi, en çok çalışan kazanırdı. Cevdet de ikinci Reisliği formaları yıkadığı için almıştı.

"Maksadımız İngilizler gibi toplu bir halde oynamak, bir renge ve bir isme malik olmak ve Türk olmayan takımları yenmek."

Kulübün adının Gloria (Zafer) ya da Audace (Cesaret) konulması yolunda görüşler ortaya atılmışsa da, sonuçta Galatasaray olmasında anlaşmaya varılmıştır. Araştırmacı Cem Atabeyoğlu, Galatasaray adının, bu takımın yaptığı ilk maçta Rum ekibini 2-0 yenerken, seyircilerin onlardan "Galata Sarayı efendileri"diye söz etmelerinden doğduğunu yazar. Bunun üzerine kurucular da ismi benimserler ve "Adımız Galata Sarayı olsun" derler.

Kurucu Listeler

1905'ten 1919'a kadar Galatasaray Spor Kulübü'ne Başkanlık yapan, mektebin 889 numaralı öğrencisi Ali Sami Yen, inci gibi elyazısıyla tuttuğu Galatasaray Terbiye-i Bedeniye Kulübü ıhsaiyet Defteri'nin (Sayım-İstatistik Defteri) 181 ve 182. sayfalarında kurucu 13 üyeyi şöyle sıralar: 1-Ali Sami Yen; 2-Asım Sonumut; 3-Emin Bülend Serdaroğlu; 4-Celal İbrahim; 5-B. Nikolof; 6-Milo Bakiş; 7-Pol Bakiş; 8-Bekir Sıtkı Bircan; 9-Tahsin Nahit; 10-Reşat Şirvanizade; 11-Hüseyin Hüsnü; 12-Refik Cevdet Kalpakçıoğlu; 13-Abidin Daver.

1905'te Osmanlı İmparatorluğu'nda bir dernekler yasası bulunmadığından, Galatasaray Spor Kulübü yasal olarak tescil edilme olanağını bulamamıştır. 1912 yılında Cemiyetler Kanunu çıkarıldıktan sonra, kulüp yasal bir kimlik kazandı. Yetkili makamlara kulüplerin tüzükleriyle birlikte, kurucu üyelerin ad ve adreslerinin de bildirilmesi zorunlu tutulduğundan, istifa eden ya da eğitimlerini tamamlayarak ülkelerine dönen üyeler ilk listeden çıkarılmış ve 1 Eylül 1913'te kurucu liste yeniden düzenlenmiştir. Kurucu üyelerin yeni sıralaması şöyle gerçekleşmiştir: 1-Ali Sami Yen; 2-Asım Sonumut; 3-Emin Bülend Serdaroğlu; 4-Celal İbrahim; 5-Bekir Sıtkı Bircan; 6-Reşat Şirvanizade; 7-Refik Cevdet Kalpakçıoğlu; 8-Abidin Daver.

Renklerin öyküsü

Galatasaray Spor Kulübü'nün ilk renkleri kırmızı-beyaz'dır. Bayrağımızın renklerinden esinlenerek seçilen bu renkler, dönemin baskıcı ve paranoyak yönetimi tarafından kuşkuyla karşılanmış ve futbolcular sıkı bir takibe alınmışlardır. Bu nedenle, sarı-siyah renkler gündeme gelmiş ama bunlar da kalıcı olmamış ve Galatasaray bugünkü renklerine kavuşmuştur. Bu renklerin öyküsünü Ali Sami Yen'den dinleyelim:
"Birçok yerleri dolaştıktan sonra, nihayet Bahçekapı'daki Şişman Yanko'nun dükkanına gidilerek orada zarif iki yünlü kumaşa tesadüf ettik. Biri, vişneye çalan koyuca tatlı bir kırmızı, öteki de, içinde turuncudan iz taşıyan tok bir sarı. Tezgahtar, mahirane bir el hareketi ile kumaşların dalgalarını birleştirdi. Bir saka kuşunun başı ile kanadının yarattığı renk güzelliğine benzer bir parlaklık hasıl oldu. Ateşin içindeki renk oyunlarını görür gibi olmuştuk. Sarı-Kırmızı alevinin takımımız üstünde parıldamasını tasavvur ediyor ve bizi derhal galibiyetten galibiyete götüreceğini tahayyül ediyorduk. Nitekim de öyle oldu." Buna karşılık kuruculardan Bekir Sıtkı, söz konusu renklerin Gül Baba'nın II.Beyazıt'a verdiği sarı ve kırmızı güllerden esinlendiğini ileri sürer.

Galatasaray Lisesi talebelerinden Ayet Emin'in çizdiği Galatasaray amblemi, eski Türkçe şekli ile



Galatasaray ' ın ilk amblemi, 333 Şevki Ege tarafından çizildi. Bu, ağzında futbol topu olan kanatları gerili bir kartaldı. "Kartal", Galatasaray'lıların üzerinde durduğu bir amblem örneğiydi. Ancak, kartal adı benimsenmeyince, Şevki Ege'nin kompozisyonu bir kenara itildi. Sonraları , GS amblemi doğdu ve benimsendi.

Suat Başar,Galatasaray ambleminin nasıl doğduğunu şöyle anlatıyor:

Yıl 1923…

O yıl biz "cinquieme" da, yani lise 1' deydik. Arkadaşlarımızdan 74 Ayetullah Emin, sıra arkadaşı Şinasi (Şahingiray), ile birlikte her hafta "Kara kedi" %90 nispetinde Ayet'in inci gibi el yazısı ile yazılmıştır. Ayet, bir taraftan mecmuasının yazılarını temize çekerken, bir yandan da sahifelerini ve bilhassa kapak vazifesi gören ilk sahifesini süslerdi. Bir defasında bu kapakta hepimiz basit fakat zarif çizilmiş bir "Gayin -Sin" gördük. Kırmızı Gayin' ın içine sarı bir "Sin" oturtulmuştu. Hendesi çizgilerle ve muayyen ölçülerle resmedilmiş olan bu şekil , kulübümüzün, yalnız kulübün değil, bütün Galatasaray ' lılığın remzi olacaktı. Ama, her şeyden evvel bu şekli kulübün kongresine teklif etmek lazımdı. Bu teklifi kim yapacaktı? Tasarladığımız arkadaş çekingendi ve kongre günü yaklaşıyordu. Nihayet o gün geldi. 1923 yılında, bir gün mektebin resim sınıfında kalabalık bir kongre toplandı. Ne ateşli, ne heyecanlı bir kongreydi o. Kimler yoktu ki? Belli ki Galatasaray yeni hamlelere hazırlanıyor, spor sahasında yeni inkilaplar yapacak, memlekette yeni çığırlar açacak. Teklifler ve kararlar bibirini kovalıyor. Şinasi arkadaşımız Ayet'den "Gayin-Sin" resmini almış, kongreye teklif edecek, ama o da çekingen,arka sıralarda oturmuş bekliyor. Nihayet Şinasi'nin yanında oturan Dr. Namık (Canko) merhum , söz alıp ortaya çıktı ve:

Arkadaşlar, genç kardeşlerimizden Şinasi Reşit, kongremize bir rozet şekli getirmiş, kulübümüzün remzi ven rozetimizin şekli olarak kabul edilmesini teklif ederim, dedi. Büyük bir resim kağıdına çizilmiş ve renklerimizle boyanmış "Gayin-Sin" i ortaya çıkardı. Teklif lar arasında ittifakla kabul olundu. Ayet, yalnız eski harflerle "Gayin-Sin" çizmekle kalmamış, aynı uslupla bir de "GS" yaratmıştı. Bunların asılları Ayet'in Şinasi'nin yardım ile çıkardığı haftalık el yazısı "Kara Kedi" mecmuasındadır. "Gayın-Sin" ilk defa 1925 de kurulan Galatasaray talebe sandığının hazırladığı mektup, kağıt ve zarflarına basıldı. Yine, 1925 de kabul edilen lise kasketine ve daha sonra lise ceketlerine işlendi. Bazı imkansızlıklar, rozetin yapılmasını geciktiriyordu. Nihayet bunu da sıra gelince, şekiller o zaman eski İpek sinemasının kapısındaki dükkanlardan birinde Besim Koşalay ile birlikte tuhafiye mağazası açan Nihat Bekdik'e verildi. Bir aksilik eseri bunlar kayboldu. O zamanki İdare Heyetinin bastırdığı matbualarda ve yaptırdığı rozetlerde Ayet'in eseri biraz şekil değiştirdi. GS nin yaratıcısı Ayet Emin'i 29 eylül 1931 de toprağa verdik. Dr. Namık ağabeyimiz 1933 yılında aramızdan ayrıldı. Allah Şinasi Şahingiray arkadaşımıza uzun ömürler versin. GS yi gördükçe, her üçünü hatırlar, ebediyete tevdi ettiklerimizi rahmetle yadederim.

Not: Maalesef, şu tatlı anıyı bize nakleden 550 Suat Başar ağabeyimiz de aramızdan ayrıldı. Nur içinde yatsın...

Cumhuriyetimizin kurucusu Atatürk'ü "bir takım taraftarı" yapmak çabaları, tarihin gerçekleri karşısında her zaman hüsrana uğruyor.Ulusların yaşamında çok az sayıda kişi önder niteliğini kazanmış ve tüm ulusa mal olmuştur. Bu nitelikteki kişilerin kayıtlı belgeler olmadan sözel tanıklıklara dayanarak birtakım alanlarda tüm ulusun aidiyetinden koparılıp bazı camialara mal edilmesi yanlış bir tutumdur. Bu kişiler tarihsel özellikleriyle, kişiler, topluluklar, gruplar ve camialar üstüdür. Bunun tersini savunmak kişi ve camialara bir öncelik kazandırmayacağı gibi, toplumsal boyutta da onarılmaz yaralar açar. Bunun bilincinde olan gerçek önderler de, toplumun tümünü kucaklamayan ve kurucusu olmadıkları ya da arasında yer almadıkları oluşumlara katılma konusunda büyük hassasiyet gösterirler. Mustafa Kemal Atatürk bu özeni göstermemiz gereken kişilerin başında gelir.

Atatürk'ün Galatasaray camiasıyla olan ilişkisi, Galatasaray Lisesi'ni 2 Aralık 1930, 28 Ocak 1932 ve 1 Temmuz 1933 tarihlerindeki ziyaretleriyle somutlaşmıştır. Çok yakın bir tarihte yitirdiğimiz ve bugün örneğine pek rastlanmayan "dinozor" gazeteci Metin Toker' in sözleriyle

"Hiçbir lise Atatürk'ten böyle bir ilgi görmemiştir...Galatasaray, sadece 'Türkiye'nin' Batı' ya açılan penceresi' değil, Atatürk devrimlerinin en önemlilerinden, belki de en önemlisi laisizmin kilometre taşlarından biri olmuştur.

Nasıl Harp Akademisi, Harbiye ve Mülkiye sıradan eğitim müesseseleri sayılmazsa Galatasaray da sıradan bir lise sayılamaz."

Evrensel bir sevgi

Galatasaray camiasının Atatürk'e karşı duyduğu sevginin evrenselliği 956 okul numaralı Celalettin Som' un satırlarında çarpıcı bir biçimde dile gelir:

"Galatasaray Lisesi 7. sınıftaydım. Sınıf, müdür merdiveni karşısında, ön avluya bakan, müdür odasından sonraki ilk sınıftı. Beyoğlu Caddesi'nin bütün gürültüsü duyulurdu. İlk dersimiz Fransızcaydı. Hocamız Monsieur M. Journé anlatıyordu...Birden bütün sesler sustu...Koyu sessizlikte mektebin önünde virajı alan tramvayın acı çığlık sesine benzeyen demir tekerleklerin raylara sürtünmesinden çıkan ses kulaklarımızda çınladı...M. Journé ders anlatmayı kesmiş, başını elleri arasına almış ağlıyordu!..Tarih 10 Kasım 1938 saat 9'u 5 geçiyordu...ATATÜRK vefat etmişti." İşte o günlerde evrensel ve toplumlar üstü bir devlet adamına karşı duyulan evrensel sevgi budur.



Galatasaray Lisesi'ni İlk Ziyareti

1930 yılında dünyanın ve Türkiye'nin, siyasal ve toplumsal konjonktürü oldukça hareketlidir. Atatürk 18 Kasım'da bir yurt gezisine çıkar ve İstanbul'a döndükten sonra bazı okulları ziyaret ve teftiş eder. Devletin resmi yayın organı Ayın Tarihi mecmuası bu olayı şöyle anlatır (cilt 23-24, sayı 79-81, sayfa 6630-6631):

"3.12.1930; Reisicumhur Gazi Hz. saat ikide otomobille saraydan hareket ederek sıra ile Harp Akademisi, Mülkiye ve Harbiye Mekteplerini...buradan Galatasaray Lisesi'ni teşrif ettiler.(...) Galatasaray Lisesi'nde kütüphanenin hatıra defterini imzaladılar. Daha sonra müdür odasında bir müddet oturarak mektebin vaziyeti umumiyesi ve talebenin durumu hakkında konuştular. İmla, resim ve lisan derslerinde bulundular, mektep müdüründen uzun uzadıya izahat aldılar..."

Şimdi devlet arşivlerinden edinilen bu kuru ve nesnel bilgilerin yanına çağdaş yazınımızın öykücülüğünün ve tiyatro yazarlığının bir klasiği olan, benzersiz kurgu işçiliğinin yanı sıra edebiyatımıza 'humour' denilen ince alayı ve gözlem gücünü de kazandıran ve bir Galatasaraylı olan ustanın kalemine, Haldun Taner'in gözlemlerine başvuralım ve bu ziyareti bir kez de onun anlatısından dinleyelim:

Şarklıların Efsaneye Düşkünlüğü

"Ya sekizde ya dokuzda idik. Demek ki otuz, otuz bire rastlıyor. Mektepte bir telaş, bir kıyamet. Taş tablolar boyanıyor, yıkık yerler sıvanıyor. Meğer Gazi Paşa gelecekmiş. İdare her sınıfa Afet Hanımın, baskısı henüz bitmemiş Yurt Bilgisi kitabından üçer nüsha dağıttı. Talebeler kımlanıyor: 'Ah bir bizim sınıfa girse.' Hocalar başka gûna: 'Allah vere bizimkine girmese.' (...) Atatürk'e bakıyorum, resimlerinde sık sık gördüğümüz pozlarından birinde: Sol elinin iki parmağını üst yelek cebine takmış, başı hafif öne eğik, çatık kaşları ve o meşhur bakışıyla gözünün üstünden müdüre bakarak anlattıklarını dinliyor. Biz Şarklılar neden ille her şeyi büyütüp efsaneleştiririz. Aklı başında insanlardan duymuştum: 'Bakılamıyor efendim,' diyorlardı. 'İmkânı yok gözlerine bakılamıyor. Çenesine kadar hadi neyse ne ama, başınızı daha yukarı kaldırdınız mı, gözleriniz iki kuvvetli projektörle karşılaşmış gibi kamaşıyor, çarpılıp sersemliyor, bir şeyler oluyorsunuz.' Ben bunu duydum ya, şimdi korkudan başımı kaldırıp da yüzüne bakamıyorum. Bütün görebildiğim: Saatinin kösteği, yeleği, sol elinin yelek cebine dalmış iki parmağı, kolalı devrik yakası, hadi bilemediniz biraz da çenesinin ucu...Hepsi bu kadar. Ama çocukluk işte, şeytan dürttü. Ya herrü ya merrü deyip birden daha yukarı bakıverdim. A, ne kamaşma ne çarpılma, işte pekala bakılabiliyordu. Hatta müdür de bakabiliyordu. Hoca da bakabiliyordu.

Bu Gözlerden Hiçbir Şey Kaçmaz

Gerçi projektör, şimşek filan edebiyat ama, şunu söylemeli ki, bu bakış pek öyle herkesin bakışına da benzemiyordu. Bu gözler bir yere bakıyor ama baktığı şeyden çok daha gerileri çok daha derinleri görüyor gibi idiler. O gün, orada, onun karşısında çocuk kafamın koyduğu ilk teşhis şu oldu: Bu gözlerden hiçbir şey kaçmaz arkadaşlar. Bu adam kandırılamaz, aldatılamaz. Bu adam mugalataya, laf cambazlığına pabuç bırakmaz. Bu adam, bilmek için öğrenmiş olmaya ihtiyacı olmayan, bildiğini bilen, bilmediğini de şıp diye sezen bambaşka bir insandır(...) Atatürk mektepten ayrılmak üzere iken paydos trampeti çaldığından hepimiz bahçeye boşandık. Rahmetli, maiyetindeki mutat zevata bir şeyler söyledikten sonra talebe kalabalığının ortasına dalıverdi. O, tek başına, ortamızda, maiyetindeki zevat ise geride, çok geride, mektebin iki kanadı da açılmış cümle kapısına doğru yürümeğe başladık. Atatürk, yüzünü daha iyi görebilmek için yengeç gibi yampiri yampiri hatta gerisin geri yürüyen bir sürü çocuğun arasında, iki eli ceketinin iki yan cebinde, gururlu ve gülümser ilerliyordu. Büyük kapının önüne binlerce meraklı birikmişti. El ele vermiş polisler kaldırımlardan taşan halk kitlesini zor zaptediyorlardı. Karşı apartmanların her bir penceresinde ben diyeyim, on, siz deyin yirmi baş. Atatürk görününce bir koptu. Aklımıza gelmiş gibi biz de onlara uyduk. Atatürk bu lar arasında otomobiline bindi (...) Akşam, etütte yoklama yapılınca, o kargaşalıkta iki açıkgöz arkadaşımızın neharilere karışıp mektepten kaçtıkları anlaşıldı. Geçmiş zaman, kendilerine idarece bir ceza verildi mi idi, pek hatırlamıyorum. Galiba, bu tarihi günün yüzüsuyu hürmetine, Beyoğlu'nda sürtüp durdukları yanlarına kâr kaldı idi. E, artık o kadar da olmasın mı?"

İkinci Ziyaret

Mustafa Kemal, 28 Ocak 1932 Perşembe günü Beyoğlu'nda otomobille çıktığı bir gezinti sırasında saat 16'da Galatasaray Lisesi'ni ikinci kez ziyaret ederek onurlandırmıştır. Lisedeki tarihi Tevfik Fikret salonunda verilen bir müsamereyi izlemiş ve oyunda rol alan öğrencilere övgüler yöneltmiştir. Niyazi Ahmet Banoğlu'nun "Atatürk'ün İstanbul'daki Hayatı" adlı yapıtında bu ziyaret hakkında bilgi verilmektedir.

Üçüncü Ziyaret

Atatürk'ün Galatasaray Lisesi'ne üçüncü gelişinin tarihi 1 Temmuz 1933'tür. Gazi bu gelişinde öğrencilerin Tarih-Coğrafya-Yurt Bilgisi grubundan geçirdikleri orta mektep bakalorya sınavlarına bizzat katılmış ve çeşitli sorular sormuştur. Maiyetiyle (Riyaseticümhur Katibi Hikmet (Bayur), Başyaver Celal, Yaver Şükrü ve Cevdet Beyler ve Muallim Afet Hanım) Lise' ye gelen Atatürk talebenin ları arasında Müdürlük odasına çıkmış, burada müdür Tevfik Bey ve öğretmenlerle okul hakkında görüştükten sonra doğruca imtahan odasına girmiştir.

İlhan E. Postacıoğlu'nun anılarından Gazi'nin imtahan odasına girdiğinde sınavdaki öğrencinin Bandırmalı Ahmet olduğunu öğreniyoruz. Ardından Serbest Fırka'nın kurucusu Fethi Okyar'ın oğlu Osman (Okyar) sınav odasına alınır. Sınavdan çıkan Osman Okyar'a Atatürk tarafından babasına selam söylendiği öğrenciler arasında hızla yayılır ve büyük bir memnuniyet uyandırır. Atatürk'ün Galatasaray Lisesi öğrencilerine yönelttiği bazı sorular şunlardır: Atilla'nın Romalılar'la ilk harbi; Sevr muahedesiyle, Lozan muahedesi arasında ne gibi farklar vardır?; Eti medeniyeti; Devletçiliğin ve fertçiliğin mukayesesi; Şimendifer siyasetimiz; Malazgirt Meydan Muharebesi; Din ve laiklik üzerine sorular; İspanya yarımadası; Mudanya Mütarekesi; Bizanslılarla Türklerin ilk temasları; Referandum ve halk oylaması vb. Sınavlar gecenin ilerleyen saatlerine kadar sürmüş ve Atatürk Galatasaray Lisesi'nden memnun kalarak ayrılmıştır. Dönemin okul müdürü olan Tevfik Ararat o günün izlenimlerini şu sözlerle anlatır:

"1 Temmuz 1933, Galatasaray Lisesi'nin yaşadığı en büyük gündür; o gün Gazi Hazretleri, müessemizde beş saat bir çeyrek saat kalmışlar, ve birinci devre Tarih-Coğrafya-Yurtbilgisi mezuniyet imtahanlarına giren talebemizden dokuzunu imtahan etmek lütfunda bulunmuşlardır. Galatasaray Lisesi, bundan sonra, o unutulmaz günü her sene anmak ve tekrar yaşamak için aynı devrenin aynı imtihanlarını daima aynı güne koyacaktır."



Bu yazı, "Dünden Bugüne Galatasaray" (Hazırlayanlar: Vefa O. Semenderoğlu-Osman Tamburacı), "Atatürk Önünde Tarih Bakaloryası" (İlhan E. Postacıoğlu), "Şişhaneye Yağmur Yağıyordu; Ayışığında Çalışkur" (Haldun Taner), "Atatürk ve Galatasaray" (Galatasaray'ın 500. Yıldönümünü Kutlama Komitesi), "Galatasaray Tarihine Ait Belgeler:I (1868-1933) (Orhan Koloğlu) başlıklı kitap ve belgelerden Metin Pınar tarafından derlenmiştir.

Şehitlerimiz

Bugünkü Galatasaray Lisesi'ne girer, ağaçların doğal bir koridor oluşturduğu yoldan ilerlerseniz karşınıza çıkacak olan Mektep binasının ana kapısına ulaşırsınız. İçeriye girin tüm Galatasaraylılar ve Galatasaraylı olmayanlar ve tarihin bir bölümüne tanık olun.

İçerdeki bu taş ve mermer salonda sizi "VATAN" ve "GALATASARAYLILIK" sevgisi karşılayacaktır. Kapının tam karşısındaki bölümde yalın olmasına karşın görkemli bir anıtta vatan uğruna şehit düşen Galatasaray Lisesi öğrencilerinin listesi yer almaktadır. Bu anıtı gördükten sonra "fazla söze gerek olmadığını" siz de anlayacaksınız. Salonun, giriş kapısına göre sağ tarafında, Osmanlı İmparatorlu' ğunun 1910 senesi hudutlarını gösteren bir harita, haritanın her iki yanında ise şehit olan gencecik yurtseverlerin fotoğrafları sıralanmıştır. Ve haritanın üstünde bir ibare: "Galatasaray'ın bu kahraman evlatları, 500 yıllık bu vatan topraklarını kurtarmak için şehid düştüler."

Bu bölümün tam karşısındaki duvarda ise Donanma Mecmuası'nın Ekim 1915 sayısının Spor İlavesi'nde yayınlanmış olan Galatasaray mensubu şehitlerin, yaralıların ve cephelerde vuruşanların listeleri "Şerefli İdmancılar" başlığı altında yer alıyor. Bu liste Donanma Mecmuası'nın büyük boyda yayımlanan haftalık dergisinin "İdman Sütunları ismi altında verdiği ilavelerin 118 ve 119. sahifelerinde yayımlanmıştır. Bu panoların yanındaki bir başka panoda, "Devrin en büyük gazetesi Tasvir-i Efkar'ın 13 Nisan 1913 tarihli ve 725 sayılı nüshasında çıkan resmin ve yazının bugünkü Türkçe'yle ifadesi" bulunuyor: '1913 Balkan Harbine Gönüllü Giden Galatasaray Talebeleri Hakkında' başlığıyla verilen yazıda, talebeyken savaşa gidenlerin haberi yer alıyor. Çoğu öğrenciyken gönüllü olarak katıldıkları savaşlarda şehit olan bu yurtseverler hiçbir zaman unutulmadı.

Ruhları şâd olsun.

Galatasaraylı Şehitler

1- Ahmet Muhtar Bey, mektep numarası 783; Sultaniyi bitirdikten sonra (1895 mezunu) asker oldu, İstanbul'da 31 Mart 1908 ihtialinde şehit edildi. Taksim, talimhanede şehid olduğu yerdeki sokağa adı verilmiştir.

2- İdris Bey, talebe iken 1911'de gönüllü olarak katıldığı Trablus Garb harbinde şehit oldu.


Ahmet Refik Bey, mektep numarası 119, mektebin 1911 yılı mezunlarından; Hammer mütercimi Mehmet Ata Beyin büyük oğlu, Dr. Galib Ataç ile yazar Nurullah Ataç'ın ağabeyleri, ihtiyat zabiti olarak katıldığı Çanakkale Muharebelerinde 1914'de şehit oldu.

Cahid Bey, mektep numarası 206, mektebin 1913 mezunlarından, ihtiyat zabiti olarak katıldığı Birinci Cihan Harbinde şehit oldu.

Cemil Bey, mektep numarası 64, mektebin 1913 mezunlarından, ihtiyat zabiti olarak katıldığı Birinci Cihan Harbinde şehit oldu.

Halid Fuat Bey, mektep numarası 134; müşir Deli Fuat Paşanın oğlu, 1911'de gönüllü olarak Balkan Harbine katıldı, sonra orduda kaldı ve Çanakkale'de şehit oldu.Paşanın harpte şehit olan dördüncü oğludur.

Muzaffer Bey, mektebi son sınıftan terk ederek gönüllü olarak katıldığı Birinci Cihan Harbinde şehit oldu.

Vecdi Bey, mektebi son sınıfta terk ederek önce gönüllü olarak Balkan Harbine katıldı, sonra orduda kaldı, Çanakkale'de şehit oldu.

Hasnun Galib Bey, valiliklerde bulunmuş Galib Paşanın oğlu. Galatasaray Kulübünün en iyi futbolcularındandı, gönüllü olarak katıldığı Birinci Cihan Harbinde şehit oldu (1915). Kulüp binasının bulunduğu sokak onun adını taşımaktadır.

Mehmet Ali Bey, Kadıköylü Enver Paşanın oğlu, talebe iken gönüllü olarak önce Balkan Harbine, sonra Birinci Cihan Harbine katıldı ve 1915'de şehit oldu.

Aziz Ulvi Bey, şair Ali Ulvi Beyin oğlu, 1915'de mektebi son sınıftan terk ederek gönüllü olarak katıldığı 1. Cihan Harbinde şehit oldu.

Agop Elmasyan, askeri doktor olarak katıldığı Çanakkale Muharebelerinde 1915'de bombardıman altında yaralıları tedavi ederken vatanı yolunda öldü.

İbrahim Orhan Bey, mektep numarası 794, mektebin 1912 yılı mezunlarından; Dr. Sadık Beyin oğlu, Sadullah Paşanın torunlarından, gönüllü olarak hava subayı oldu, Çanakkale Muharebelerinde iki defa yaralandı. 1916'da uçağı ile Semadirek adası açıklarında denize düşerek şehit oldu, harpte düşen ilk havacımızdır.

Said Fuad Bey, son sınıfta iken gönüllü olarak katıldığı Birinci Cihan Harbinde şehit oldu; mektebin ilk Keşşaflarından (izcilerinden) idi, Keşşaf Said diye anılırdı.

Neş'et Bey, mektep numarası 434, Bandırmalı Tevfik Paşanın oğludur, mektebin son sınıfında iken gönüllü olarak önce Balkan Harbine katılmış, 1. Cihan Harbinde şehit olmuştur.

Mehmet Refik Bey, talebe iken gönüllü olarak katıldığı Birinci Cihan Harbinde 1914'de Kafkas Cephesinde şehit oldu.

Cevad Bey, mektep numarası 317, mektebin 1912 yılı mezunlarından, ihtiyat zabiti olarak katıldığı Birinci Cihan Harbinde 1916'da Kafkas Cephesinde şehit oldu.

Halet Bey, talebe iken Balkan Harbine gönüllü olarak katıldı, sonra orduda kalarak Birinci Cihan Harbinde Sina Cephesine gitti, "Fedai Hecinsüvar Birliği" kumandanı iken mektepten sınıf arkadaşı Memduh Beyle birlikte şehit oldu (1916).

Memduh Bey, mektep numarası 669, Halet Beyin sınıf arkadaşı, 1912'de yalnız Türkçe'den ehliyatname almış, bir ara mektepte muid (mubassır) olarak çalışmıştı, mektepte "Alişpaşazade" diye anılırdı, Birinci Cihan Harbinde ihtiyat zabiti olarak Sina cephesinde arkadaşı Halet Beyle birlikte şehit oldu.

Hasib Bey, mektep numarası 13, mektebin 1913 senesi mezunlarından, Almanya'da ziraat tahsilinde iken tahsilini yarım bırakarak gönüllü katıldığı Birinci Cihan Harbinde Kafkas Cephesinde şehit oldu.

Celal İbrahim Bey, mektep numarası 6, mektebin 1914 yılı mezunlarından ve Galatasaray takımının ünlü futbolcularından, ihtiyat zabiti olarak katıldığı Birinci Cihan Harbinde 1917'de Irak cephesinde şehit oldu.

Mehmed Ali Bey, mektep numarası tesbit edilemedi, gönüllü olarak katıldığı Birinci Cihan Harbi'nde 1917'de Sina'da şehit oldu.

Sadi Bey, Mektebi Sultani'den Harbiye'ye geçti, muvazzaf subay oldu, 1921'de Sakarya Muharebesi'nde şehit oldu.

Fatin Bey, mektep numarası 1073, mektepten 1920'de mezun oldu, askeri tıbbiyeyi bitirdi. 1932'de askeri tabib olarak katıldığı şark isyanı tenkil harekatında asiler eline düşerek vahşiyane şehit edildi. Menemen'in Kubilay'ı gibi, hatırası kutlanacak, Ağrı'ya yahut Karaköse'ye abidesi dikilecek bir şehittir*.

* 100. Yıl Kutlama Derneği yayınından. Galatasaray Dergisi`ne bize sağladıkları içerik için teşekkür ederiz.

Galatasaray Müzesi

Galatasaray Spor Kulübü’nün kurucusu Ali Sami Yen 1905 yılında Kalamış’da ilk Galatasaray Müzesi’ni açtı.

Müzede o güne kadar kazanılmış madalyalar ve kupaların yanı sıra tarihi fotoğraf ve belgelerle forma ve şiltler bulunuyordu.

Birinci Dünya Savaşı sonunda spor anılarımıza el konulacağı haberini alan kurucumuz Ali Sami Yen müzeyi 15 Mayıs 1919 tarihli Genel Kurul kararıyla Galatasaray Lisesi’ne taşıdı.

Türkiye’nin ilk spor müzesi niteliğini taşıyan Galatasaray Müzesi’nin müdürlüğünü şu an Ali Oraloğlu yapmaktadır.


Müze her Çarşamba saat 13.00 - 17.00 saatleri arasında ziyarete açıktır.

Müze’de Galatasaray Spor Kulübü’nün kuruluşundan bu yana kazanılan kupalar, şilt ve formaların yanı sıra Birinci Dünya Savaşı’na gönüllü olarak katılan 200 lise öğrencisinin kılıç, karabina silahları da bulunmaktadır.

Ayrıca müzemizde kulüp arşivi, 97 yıllık resim koleksiyonu, başta Atatürk olmak üzere Türk ve Yabancı Devlet Başkan’larının imzalı fotoğrafları ve 2000 yılında kazanılan UEFA Kupası ve Süper Kupa ile birlikte 3000 adet kupa bulunmaktadır.
__________________
Yorum (1) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

4/7/2007 - <font color=red>"Tomas Ve Carlos"</font>

"Lincoln yanlış takıma geldi"

Roberto Carlos'un "Galatasaray'a alerjim var" sözlerine, Stjepen Tomas "Galatasaray'a alerjisi varsa Lincoln hapı veririz, geçer" demişti. İki devin arasındaki söz düellosuna bir yenisi daha eklenmek üzere. Fenerbahçeli Mateja Kezman, önce kendi yaptıkları transferleri değerlendirdi, sonra da Cim Bom'un Brezilyalı 10 numarası hakkında ilginç sözler sarfetti. Söz Kezman'da: "Özellikle kanatlara alınan Vederson ve Ali Bilgin'in ortalarıyla yeni sezonda daha çok gol atar, takımıma daha çok katkı sağlarım."

‘Kimse vazgeçilmez değil'

"Evet, golcü transferi konusunda yönetime Zigiç'i önerdim. Çünkü onu çok iyi tanıyordum. Ancak son karar Zico'nun. Zaten takımda Semih, Colin ve Devid ile birlikte 4 kişiyiz. Bu işi götürebiliriz. Ayrılan futbolculara saygı duyulmalı. Herkes kariyerini istediği yerde devam ettirebilir. Tuncay, Mehmet, Ümit ve Rüştü çok iyi oyunculardı, ancak onların yerlerini dolduracak futbolcularımız var. Kimse vazgeçilmez değil. İyi bir kamp dönemi geçirip sezona hazırlanacağız, yeni sezonda da taraftarlarımızı coşturacağız."

‘2-3 maçını izledim'

"Hedefimiz bu defa Avrupa sahnesinde de Fenerbahçe'nin adını duyurmak. Umarım bunu başarırız. Roberto Carlos'u Atletico Madrid'de oynadığım dönemden tanıyorum. Kendisi hem iyi bir profesyonel, hem de karakterli bir insan. Bize çok faydalı olacaktır. Herkes tecrübelerinden faydalanacaktır. Galatasaray'ın transferi Lincoln'e gelince. Onu 2-3 maçta izledim. Fena bir futbolcu değil. Ancak tek sorun; yanlış takıma gelmiş olması. Sadece bunu söyleyebilirim..."

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

4/7/2007 - <font color=red>"G.SARY'da Kaptan Tomas"</font>

G.Saray'da kaptan Tomas

G.Saray'da kaptan Tomas

Galatasaray'ın önümüzdeki sezonki kaptanları belli oldu. Pazubent yine Hakan Şükür'de kalacak. Geçen sezon takımın kaptanlarından birisi olan ve yabancıların sözcülüğünü yapan Mondragon'un ayrılmasından sonra onun görevini ise Stjepan Tomas devraldı. Adını kaptanların arasına yazdıran Hırvat stoperin gönderileceği söylentileri de böylece bitmiş oldu. Öte yandan kombine alımında önceliğin eski kart sahiplerine verilmesi diğer taraftarları çıldırttı. Taraftarlar, "Beş maç ceza almamıza onlar neden oldu" diye tepki gösterdiler.

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

1/7/2007 - <font color=red>"Kennedy BAKIRCIOĞLU G.Saray'da!!!!!!!

KENNEDY BAKIRCIOĞLU GALATASARAY'DA

KENNEDY BAKIRCIOĞLU

İsveç Basını, Hollanda'da sezonun en iyi isimlerinden biri olarak dikkat çeken Twenteli Kennedy Bakırcıoğlu'na Galatasaray'ın teklif götürdüğünü iddia etti.

İsveç milli takımında da forma giyen Türk asıllı yıldız daha önce de Beşiktaş'ın gündemine gelmişti.

Sportbladet'te yer alan ve Hollanda'nın önemli spor sitelerinden Voetbol International'ın da ana sayfasına taşıdığı habere göre birçok takımın transfer listesinde yer alan Kennedy'yi isteyen ekipler arasında Türkiye'den de Galatasaray bulunuyor. "Devamlı Şampiyonlar Ligi'nde mücadele eden bir ekipte forma giymeyi isterim" açıklamasını yapan ve Sarı kırmızılıların teklifine sıcak baktığı iddia edilen 27 yaşındaki yıldızın Twente ile 2008'e kadar sözleşmesi bulunuyor. Bu sezon kaydettiği 13 golle kariyerinin altın çağını yaşayan İsveçli futbolcu, Twente'yi 4. sıraya taşıyan isimlerin başında geliyor.

Kennedy'yi daha önce Beşiktaş istemiş, ancak yıldız ismi beğenmeyen Siyah beyazlılar transferden son anda vazgeçmişti.

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

1/7/2007 - <font color=red>"Fatih Tekke Galatasaray'da mı????????

G.Saray'dan Fatih Tekke harekatı

 

Galatasaray yönetimi, 3 yıllık sözleşmesi olan Ümit Karan için 5 milyon euro bonservis bedeli belirledi. Fenerbahçe bu bonservis rakamını karşılarsa, Ümit'in gitmesine izin verilecek ve gelen para ile Zenit'te mutsuz günler geçiren Fatih Tekke transfer edilecek...

Dünkü antrenmanlara Ümit Karan'ı almayan Feldkamp'ın da Fatih için Gelirse şampiyon oluruz"
dediği belirtildi

KALLİ ONAY VERDİ
Ümit Karan'ın Fenerbahçe ile görüşüp şartlarda anlaşması, Galatasaray'da deprem etkisi yarattı. Teknik direktör Feldkamp, Ümit Karan'ı dünkü idmanlara almadı. Yönetim, kulüple 3 yıllık daha sözleşmesi olan Ümit için 5 milyon euro bonservis bedeli belirledi ve ardından hemen Ümit Karan'ın yerine yeni bir golcü almak için çalışmalar başladı. Kayserispor'un Gökhan Ünal'ı vermemesi üzerine rota Zenit'te forma giyen Fatih Tekke'ye çevrildi.

GELMEYE HAZIR
Galatasaray yönetiminin, Fenerbahçe'nin Ümit Karan için belirlenen 5 milyon euro'luk bonservis bedelini vermesi durumunda bu futbolcunun gitmesine izin vereceği belirtildi. Ümit Karan'ın satışından gelecek para ile hemen Fatih Tekke için Zenit kulübü ile görüşmelere başlanacak. Fatih Tekke'nin Galatasaray'a gelmeye hazır olduğu Rus kulübünün de 8 milyon euro bonservis bedeli karşısında milli golcünün gitmesine izin vereceği vurgulandı.

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

1/7/2007 - <font color=red>"Fevzi Elmas"</font>

Fevzi Antalyaspor'da

 Antalyaspor Basın Sözcüsü Murat Süğlün, Galatasaraylı Fevzi Elmas ile 2 yıllığına anlaşma sağladıklarını söyledi

Murat Süğlün, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Galatasaray'ın Volkan Yaman'a karşılık bonservis ücreti almadan verdiği kaleci Fevzi Elmas ile anlaşma sağladıklarını belirterek, ''Fevzi Elmas ile 2 yıllık anlaşma sağladık. Ön protokol imzalandı. Pazartesi günü resmi imza atılacak'' dedi.

Süğlün, Antalyaspor'un hedefinin Süper Lig'e geri dönmek olduğuna dikkat çekerek, ''Bunun için takımın kadrosunu güçlendiriyoruz. Eskişehirsporlu forvet Mahmut Karıklar ile 1 yıl, İnegölsporlu orta saha oyuncusu Mesut Çaytemel ile de 2 yıllık anlaşma sağladık. Her iki futbolcu, Fevzi Elmas ile birlikte pazartesi günü resmi imzaları atacaklar'' diye konuştu.

Yorum (1) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

<- :: Sonraki Sayfa ->

Hakkımda

Siteme Hoşgeldiniz

Son Yazılarım

Kahrolsun Pkk
Ne Mutlu Türküm Diyene !!!!!!!!!!!!
Şehitler Ölmez Vatan Bölünmez
<font color=red>" Ünlülerin msn adresleri :)) "</font&g
<font color=red>"GAlatasaray Tarihi"</font>
<font color=red>"Tomas Ve Carlos"</font>
<font color=red>"G.SARY'da Kaptan Tomas"</font>
<font color=red>"Kennedy BAKIRCIOĞLU G.Saray'da!!!!!!!
<font color=red>"Fatih Tekke Galatasaray'da mı????????
<font color=red>"Fevzi Elmas"</font>
<font color=red>"Song Gündemmde"</font>
<font color=red>''Galatasaray Hakkında Her Şey'
<font color=red>''G@L@T@S@R@Y N!CKLERİ%&^+%&/++%&^
<font color=red>""Yine UEFA Kupası'nı alacağız""</f
<font color=red>''Galatasaray Sağ Beg Mi Arıyor"&l
<font color=red>"Ümit Karan'da Son Nokta!!!!!"</fon
<font color=red>"Lincoln'un Hayat Felsefesi!!!!!!!!!!!
<font color=red>"Ümit Karanın Hayatı Film Oluyor"</font
G.Saray'ın yenileri kontrolde
G.Saray'ın gözü Saviola'da

Bağlantılar

Ana Sayfa
Profilim
Arşiv
e-posta

Kategoriler

Arkadaşlarım

yasoo
mertnba
dywanewade2

Get this widget | Track details | eSnips Social DNA